Aidiyet duygusunun kaybolması – Halkweb

Aidiyet duygusu, kişinin kendisini diğerine güvenli bir şekilde bırakabilmesidir. Kişinin kendisini emniyetle hissetmesidir.

Aidiyet, bozan duygular ise şüphecilik, aşağılama korkusu, eleştirilme korkusu, reddedilme korkusudur( psikoloji-yazıları:)

Bir insan için, en önemli duygu kişinin kendisini güvende hissetmesidir. Aslında özgüven olmayınca öz saygı da olmaz. Öz saygının düşüklüğü bireyin kronik rahatsızlığı anlamına gelir. Bu durumda kişi için acı bir durumdur.

Çünkü birey çaresizdir. Yine bu durum yalnızlığa neden olmaktadır.

Diğer taraftan, kişinin kendini güvende hissetmesine neden olması girişimcilik özeliklerini taşıması anlamına gelecektir.

Başka bir ifadeyle, iyi bir eş, baba-anne, çalışan yurttaş vb. anlamına gelecektir. Görüldüğü gibi emniyet fazlalığı yalnızlaşmamaya neden olacaktır.

Yine burada vurgulanması gereken hususlardan biri de emniyet duygu hem bireysel hem de toplumsal sonuçlarının olacağı yönündedir.

Bu açıklamalardan sonra aidiyeti bozan konuları açıklayabiliriz. En başta söylemek gerekirse aşağılanmak korkusu aidiyeti bozan etkenler arasında gelir. Çünkü, aşağılanmak bireyin öz-değerine veya öz saygısına doğrudan müdahale anlamına gelecektir.

Elbette; aidiyet duygusuna sahip grup vb. duruma izin vermemelidir.

Diğer taraftan, kişinin aidiyet duygusu ile bağlı olduğu grupların üyelerinde gelebilecek reddedilme korkusu aidiyete zarar verebilir.

Bütün bu anlatılanlar; aidiyet duygusunu sürekli gözden geçirilmesine gündeme taşımaktadır.

Aidiyet duygusunun gelişmesi için grup üyeleri arasında vb. ortak öğeler olması gerekmektedir.

Böylece kişinin öz saygısı ve öz güveni artıp yalnızlık önlenebilir.

  • Related Posts

    Anaakım medya ve eğitim – Halkweb

    Ana akım, televizyonun tekrarlanan ve yaygın kalıplar yoluyla belli bir dünya görüşünü oluşturmasına verilen isim. Başka bir ifadeyle ana akım medya, devletin ya da büyük sermaye sahiplerinin büyük büyük sermayeye…

    Ailede eğitimin okul başarısındaki rolü

    Aile eğitimi; aile ocağında verilen eğitimin genellikle okul öncesi ya da ilk çocukluk dönemi eğitimini, ara sıra da eve çakılı kalmış (engelli) öğrencilerin yetiştirilmesi kapsar. Başka bir ifadeyle, Aile ocağında…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir