Sanat, kelimelere ihtiyaç duymadan insanları bir araya getiren, duyguları ve düşünceleri evrensel bir biçimde ifade eden en güçlü iletişim aracıdır. Dili, kültürü, coğrafyası ne olursa olsun herkes bir müzik parçasında duygulanabilir, bir tablo karşısında hayranlık duyabilir ya da bir heykelin anlamını içten içe hissedebilir. Çünkü sanat, her şeyin dilidir; insan ruhunun, doğanın, tarihin ve hatta sessizliğin bile…
Sanatın evrenselliği, onun en büyüleyici yanlarından biridir. Bir Japon ressamın tablosu, bir Fransız müzisyenin bestesi ya da bir Türk şairin dizeleri, dünyanın farklı köşelerindeki insanlara aynı duyguları yaşatabilir. Çünkü sanat, kelimelerle sınırlı değildir; Notalarla, renklerle, hareketlerle, şekillerle ve hatta boşluklarla bile anlatılabilir.
Sanat aynı zamanda geçmişin, bugünün ve geleceğin ortak dili olarak da görülmelidir. Eski uygarlıklardan günümüze kalan eserler, onların yaşam biçimini, inançlarını ve hayallerini bize anlatır. Modern sanat eserleri ise çağımızın ruhunu yansıtırken, geleceğe de iz bırakır.
Sanatın dili, insan ruhunun derinliklerine dokunduğu için çok güçlüdür. Bazen bir şarkı, uzun uzun anlatılamayan duyguları tek bir melodiyle ifade edebilir. Bazen bir film, toplumsal bir gerçeği tek bir sahneyle gözler önüne serebilir. Bazen de bir dans, kelimelere sığmayan bir hikayeyi bedenin hareketleriyle anlatabilir. Bu yüzden sanatın dili evrenseldir ve herkese hitap eder. O, insan olmanın, hissetmenin ve anlamanın en güçlü yollarından biridir. Dünyanın neresinde olursak olalım, hangi dili konuşursak konuşalım, sanatın ortak dilinde buluşabiliriz. Çünkü sanat her şeyin dilidir ve herkes için bir anlam taşır.
Ulu önder Atatürk`ün “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir“ sözünü bu konu üzerindeyken hatırlatmak gerekebilir. Nihayetinde sanat denilen kavramı somutlaştıran şey insandır. Ve sanat, insanın doğuştan gelen yeteneğiyle; ruhunun ve aklının bilgiyle beslenip eğitilmesi, sadece insan olanın anlayıp hissedebileceği evrensel bir ışığa dönüşmesiyle hayat bulur. Bunun için özgür bir atmosfer ve iklim gerekir. Korkusuzca düşünüp sorgulayabilmek, peşinden estetik ve kaliteyi getirir. Toplumun sanatı anlayış ve algılayışı hassaslaşır. Bulaşıcı bir mutluluk duygusu herkeste kendini hissettirir.
Sanat her şeyin dilidir ve bu dili konuşmak için tek bir kelimeye dahi ihtiyaç yoktur.




