Evvel zaman içinde İsfahan’da yaşayan, çok çalışkan ama bir o kadar da yoksul bir terzi yaşarmış. Adamcağız yoksul olduğundan hem ev hem de terzihane diye kullandığı kulübesi tek odalı, ufacık bir yermiş.
Fakat yoksulluk insanı hırsızlardan korumuyor. Bir gece hırsızın biri bir şeyler çalmak için terzinin kulübesine girmiş. Kulübenin duvarlarında terzinin kendisine tamir için getirilen elbiseleri astığı birçok çivi varmış. İşe bakın ki karanlıkta el yordamıyla çalacak bir şeyler arayan hırsızın ayağı takılmış ve düşerken de duvardaki çivilerden biri adamın bir gözünü çıkarmış.
Ertesi sabah hırsız, Han’a giderek adaletin sağlanmasını istemiş. Han, terziyi getirtip hırsızın şikâyetini anlatmış ve “göze göz” yasası gereği terzinin bir gözünün çıkarılmasının gerektiğini söylemiş. Konuşma sırası terziye geldiğinde terzi kendini şöyle savunmuş…
“Yüce Hanım, yasanın ‘göze göz’ dediği doğrudur, ama bu gözün ille de benim gözüm olması gerekmez. Eğer Hanımız benim bir gözümü çıkartırsa ben artık çalışamam ve açlıktan ölürüm. Benim çok yakınımda bir tüfekçi var. O, namluların düzlüğünü kontrol ederken hep bir gözünü kapatır, yani onun iki göze ihtiyacı yok. Eğer onun bir gözünü çıkartırsanız adalet yerini bulmuş olacaktır.” der.
Bu fikir Han’ın hoşuna gitmiş ve hemen tüfekçiyi çağırtarak, hırsızın talebi ve terzinin söyledikleri kendisine iletilince, tüfekçi şunları söylemiş:
“Yüce Han Hazretleri, bu terzinin ne söylediğinden haberi yok. Doğru, ben namlunun düzlüğünü görmek için tek gözümü kullanıyorum ama diğer tarafın da düzgün olduğunu görmek için öbür gözüme de ihtiyacım var. Ama benim çok yakınımda bir flüt sanatçısı var. Fark ettim ki ne zaman flüt çalsa iki gözünü de kapatıyor. Eğer onun bir gözünü çıkartırsanız adalet yerini bulmuş olacaktır.”
Bu fikir de Han’ın hoşuna gitmiş ve hemen flüt sanatçısını çağırtmış. Hırsızın talebiyle terzinin ve tüfekçinin söyledikleri kendisine iletilmiş ve ardından Han ondan flüt çalmasını istemiş. Flütçü flütünü çalarken kendini epey zorlasada yılların alışkanlığıyla, iki gözünü de kapatmadan çalmayı başaramamış. Han bunu görünce flüt sanatçısının bir gözünün çıkartılmasını emretmiş ve ardından da şunları söylemiş:
“Ey flüt sanatçısı, flütünü çalarken gördüm ki iki gözünü de kapatıyorsun. Demek ki senin hayatını kazanmak için gözlerine ihtiyacın yok. Ama ben yine de tek gözünü çıkartıyorum ki herkese benim ne kadar merhametli bir han olduğumu anlatasın.”
Bu yazının da sonucu başlığıdır.





